Yusufça şiirler


Site AnasayfaMesaj Gönder
     
http://garipmirto.tr.gg Yazan : Yusuf Aslan Şehir: Malatya / Fethiye Zaman : 14 Agustos 2011 Pazar  
FETHİYE HAVASI OLSUN!…

Öldüğümde baş ucumda eger ağıt yakarısan
Arguvan havası olsun, amanı da bol olsun yar
Hıçkıra hıçkıra canım ağıt eder ağlarısan
Sülmenli havası olsun, amanı da bol olsun yar.

Tufan olsun boran olsun bir hışmınan aksın çaylar
Yan yatsın bir tarafına yıkılsın o yüce dağlar
Bir gün hakk a yürürüsem yakılsın dertli ağıtlar
Morhamam havası olsun, amanı da bol olsun yar.

Ara sıra düşüp kalktım yokluğunan varlığınan
Altın köşkte olsam bile gideceğim yek canınan
Hakk tecelli ettiğinde yolcu edin ağıdınan
Karaca havası olsun, amanı da bol olsun yar.

Ölmem diyen sevinmesin herkes eşit o makamda
Bir gün hesap verecekler hemi o yüce divanda
Yıldan yıla kabrime gel ağıtlar yak her bayramda
Mezirme havası olsun, amanı da bol olsun yar.

Çorak tarla gibi benim ömrüm gelip geçti kurak
Gücüm yetmez ki feleğe ayaksız atını vurak
Bülbül gibi figan edip Kul Yusuf a ağıtlar yak
Fethiye havası olsun, amanı da bol olsun yar…

Söz: Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.
     
     
http://garipmirto.tr.gg Yazan : Yusuf Aslan Şehir: Malatya / Fethiye Zaman : 18 Haziran 2011 Cumartesi  
HIZIR BABA.

Gardaş olmuş insanların kimisi
Görüp duydunmu sen ey hızır baba
Kitabı mubin de yazar hepisi
Çokları bu yolda toy hızır baba.

Ali İmran suresinde yazılı
Mevlam emreylemiş böyle ezeli
Evren döner insan döner nizami
Birde çark edeni say hızır baba.

Kırkların cemin de üzüm tanesi
Böyle uygun görmüş şahın mevlası
Şeker şerbet olmuş üzüm ezmesi
Aşk ile içerim mey hızır baba.

Hakkın emri ile gardaş olmuşuk
Kırkların ceminde faraş olmuşuk
Yas-ı matem edip oruç tutmuşuk
Kul Yusuf la Naci der hızır baba...

Söz: Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.

Not:
Bu Şiir'imi kardeşim Naci Akbaba ( Hızır Baba)ya armağan ediyorum.

Saygılarımla.
Yusuf Aslan.
     
     
http://garipmirto.blogcu.com Yazan : Yusuf Aslan Şehir: Malatya / Fethiye Zaman : 14 Mart 2011 Pazartesi  
VAYLOĞ DEDE’NİN KERAMETLERİ ( 2 )

Gecenin bir vaktinde, uyuduğu O tatlı uykusundan yüreği yanmış bir vaziyette uyanan dalon Sultan içinden ağrı düşünerek, hele kalkıp mutfağa gidemde şu yanmış yüreğimi soğutmak için Buz Dolabından bir yudum su içem deyip, yatağından kalkarak mutfağa gider.
Buz Dolabından aldığı bir şişe soğuk suyu kana kana içtikten sonra geri gelip sessizce yatağına uzanıp uyumaya başlar. Günlerden pazar olduğu için, uykusundan bi hayli gec uyansada yatağından kalkması gün öğlen olmuştu. Nitekim dalon Sultan halsiz bir vaziyette yatağından kalkmasına kalkmıştı ama kendi bedenine rahatsızlık veren ve kendinde var olan bir eksikliğin olduğununda farkına varmıştı. Annelerini görüp’te karşılayan kızı Nuray ile oğlu Murat’ın Ooo günaydın Anneciğim demelerine rağmen, Anneleri Sultan her nedense sağolun çocuklarım deyip canı kadar sevdiği çocuklarına dahi cevap bile verememişti. Annelerinin sıkıntılı ve halsiz durumunu gören çocuklar, Annelerinin sağına soluna geçerek bir sıkıntınmı var Anneciğim deyip’de sonuçta annelerinin kendileriyle konuşamadığını anladıklarında, Anneleri adına çocuklarda hüsrana uğrayıp üzüntü içinde derin bir kaygıya düşmüşlerdi. Sonuç olarak Sultan’ın sesi kısılmış konuşamaz hale gelmişti.
Pazar gününü o şekilde geçirip pazartesi gününü iple çeke çeke getiren Sultan sabah erkenden uyanarak aile Doktor’una gider. Aile Doktor’u birkaç kez hatta birkaç gün muayene edip ilaç tedavisine tabii tutsada deyim yerindeyse Alim Allah, Doktor’un ne o birkaç kez muayenesi nede yazdığı ilaçları Sultan’ın sesinin açılması için hiçbir fayda vermemişti.
Sonuçta Sultan, Darmstadt Stadt Krankenhaus dedikleri şehir Hastanesine sevk edilir, birkaç ayda O Hastanede tedavi görür ancak her ne hikmetse Sultan’ın sesinde her hangi bir düzelme olmaz. Hastalığının sonucundan azda olsa bir sağlık bulamayan Sultan, bir’de Türkiye’ye gidem deyip uçağa atlayarak soluğunu Malatya’da alır. Malatya’da tedavisini sürdürmeye başladığında bir Fotoğraf stüdyosu önünden geçerken cemakenin içinde Vayloğ Dede’nin resmini görür, durup Vayloğ Dede’nin resmine bakarken gözleri dolu, dolu olur.
Sultan O heyecanla Fotoğraf stüdyosuna girer, Fotoğrafcıya Vayloğ Dede’nin resmini göstererek El işaretiyle bu Fotoğrafı kaça satarsın der. Fotoğrafcıda her kaç lira dediyse Sultan’da o paranın iki katını vererek Vayloğ dede’nin Fotoğrafını, içindenki O iman ve inancıyla alır. Sultan Fotoğrafı alıp yolda giderken hemi Allah’a hemide Fotoğrafa bakarak Vayloğ Dede’nin ceddine beni şu hastalıktan kurtarın diye yalvarır. Nitekim O günü gece rüyasında Vayloğ dede’yi görür. Vayloğ Dede Sultan’ın yanına gelip gızım sen aylardan belli bu soyha derdi çekiysin hele şu ağzını açda bi bakam der. Sultan’da ağzını açtığında Vayloğ Dede İşaret parmağını Sultan’ın ağzına sokar, sağa sola doğru birkaç kere karıştırıp parmağını ağzından çıkardıktan sonra tamam gızım benden bu kadar, inşallah bundan sonra sağlığına kavuşursun der.
Sabah olup’da uyandığında, Sultan rüyasında gördüğü Vayloğ Dede’yi hatırlayarak kendi kendine mırıldanmaya başlar ve görürki hemi konuştuğunun ve hemide eskisindende daha fazla bağırtlak olduğunun farkına varır.
Bu olayı yaşayan dalon Sultan dediğimiz bu hanımefendinin ismi “Sultan Sevim” olup bende Sultan Sevim’in dayısı oğlu olduğumdan dolayı bir telefon konuşmamızda başından geçen bu olayı bana anlatarak bizzati duyduğuma şahit oldum ve bu olayıda kaleme alarak halka arz etme gereğini kendimde hissettim.

Saygılarımla.

Kaynak: Sultan Sevim ve Yusuf Aslan.

Malatya / Fethiye.

DEDEM.

Bir ecelle pençeleşip duruyor
Dalon sultan herhal dardadır dedem
Ne sesi var nede seda veriyor
Dalon sultan herhal dardadır dedem

Bu ne bir maraton nede bir yarış
Yüce arşa çıkar bütün yalvarış
Şah İbrahim Veli gayrı sen yetiş
Dalon sultan herhal dardadır dedem

Kurban olam onun nurlu yüzüne
Tutup parmağını soktu ağzına
Kim demiş ki dedem koşmaz özüne
Dalon sultan herhal dardadır dedem

Dayın oğlu Yusuf duyar yazmazmı
Eli gören mevlam seni görmezmi
El aman deyene kucak açmazmı
Dalon sultan herhal dardadır dedem.?


Söz: Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.
     
     
Yazan : E.ALB.ALİ SEYDİ KARAKAŞ Şehir: Belirtilmemiş Zaman : 03 Mart 2011 Persembe  
ASYALI OĞUZ TÜRKLERİNİN TORUNU...ÖZÜNÜ ZAMANIN RUHU İLE BEZEMİŞ...HACI BEKTAŞİ VELİ KÜLTÜRÜ İLE AİLE TERBİYESİNİ BİRLEŞTİREN...EMPERYALİST MİLLETLERE KARŞI DİZ ÇÖKMEYEN TEK TÜRK GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN SİSTEMİNİ BENİMSEMİŞ SEN DEĞERLİ KARDEŞİM YUSUF ASLAN; DEĞERLİSİN,ÇELEBİSİN,SANA SELAM OLSUN.SENİ SEVİYORUZ.
-------------------------------
Not: 2011-02-05 20:50:06 tarih ve saatinde başka bir Ziyaretçi defterimize gönderilen bu yazıyı yukarıda belirtilen tarihte bu Ziyaretçi defterimize aktarmışızdır.
Yusuf Aslan.
     
     
http://garipmirto.blogcu.com Yazan : Yusuf Aslan Şehir: Malatya / Fethiye Zaman : 03 Mart 2011 Persembe  
DEVOĞLU ÇAMLIKLARI.!

Sevgili Canlar.
Beldemizde parmakla sayılacak kadar okumuş olan beldemiz insanlarından, Emekli Asker. Albay Aliseydi Karakaş beyefendinin, bundan bir yıl kadar önce, beldemizin üst tarafında bulunan “eynik” bölgesinin yaslandığı dağın yamaçlarına! (5000) beş bin adet çam fidanları ektirerek oraları orman bölgesine çevirdiğini hepimiz biliyoruz. "Bende, o zamanlar bu çalışmalarından dolayı kendisinin takdire şayan birisi olduğunu ve teşekkürlerimi yazmıştım. Ancak aradan geçen bu bir yıl içinde, kendi kişisel araştırmalarımın sonucunda öğrendim ki? sadece bizim devoğlu dediğimiz yerin “eynik” bölgesine çam fidanları dikimiyle kalınmamış. "yine, devoğlu dediğimiz yerin “güvendik” bölgesinin bulunduğu mevkinin dağ yamaçlarından “kabaktepe” bölgesine doğru çam dikimi için oralar tarıma açılıp (30 000) otuzbin adet çam fidanı dikilerek oralarıda ormanlık alana bezemiştir. Albay Aliseydi Karakaş beyefendiyi bu verimli çalışmalarından dolayı bir kere daha kutluyorum ve kendisinin bilgi ve birikimlerinden daha da faydalanabilmek için, beldemiz için olsun? Malatya’mız için olsun? hatta Türkiye’miz için olsun? gözardı edilemeyecek kadar önemli bir değer ve şahsiyet olarak görüyor ve düşünüyorum. "Yine, araştırmalarıma göre, Fethiye bölgesine dikilen bu (35000) otuz beş bin çam fidanları sayısına pek çok kurum ve kuruluşlar bile, ellerinde imkanları olduğu halde yukarıda belirttiğim rakama ulaşamamışlardır. "Hani" bizde bir Ata sözü var. “yiğidi öldür ama yiğidin hakkınıda ver” derler?!. Ben'de bu doğrultuda nasıl bir yaklaşımda bulunabilirim diye düşünürken, “Devoğlu Çamlıkları'na yazdığım bir Şiir’imi kendisine armağan edip ve bu meyanda,da Fethiye’ye ve Fethiye'li köylülerime selam ve sevgilerimi yollar, yarınlarına mutlu gözlerle bakmalarını temenni ederim.

Saygılarımla.

Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.

———————------

DAĞLAR BAŞINDA.!

Kim demişki orman yetişmez orda
Bizim devoğlunda dağlar başında
Hızır yetişirmi kalmasan darda
Bizim güvendikte dağlar başında

Eli kürek tutan dağa yürümüş
Emek çekip nice fidan dikilmiş
Köyün üst yanını orman bürümüş
Bizim devoğlunda dağlar başında

Ta kabak tepeye varmış ormanım
Dahada güzeli olsun muradım
Eksen insan biter olmuş dağlarım
Bizim güvendikte dağlar başında

Selam olsun emek çeken dostlara
Alıpta koyasım gelir başlara
Ormanın bir ucu gider sarsaba
Bizim devoğlunda dağlar başında

İnsanın elinden kurtulmaz azim
Çalışan menzile erermiş gözüm
Kul Yusuf der gayrı çıksın avazın
Bizim güvendikte dağlar başında.!

Söz: Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.

-------------------------------

Erhan YILMAZ

Sayın Yusuf ASLAN Dostumuzun yazısını okuyunca hem duygulandım hem de bir anı'mı hatırladım.

Duygulandım, çünkü yapılan bu güzel çalışmayı takdir edebilen insanlarımız da hala varmış. Gerçekten de 35 bin adetlik bir ağaçlandırma öyle küçümsenebilecek bir çalışma değildir. Öyle sanıyorumki bu ağaçlandırılmış haliyle Fethiye 3-5 yıl sonra yemyeşil bir belde haline gelecektir.

Bir anı'mı hatırladım dedim o da şu idi. Arguvan Türkü Festivali'ne bir gidişimde bir dostum beni bir yere davet etti. Gittiğimiz yer de bahçeli bir yazlık evdi. Dostum bu daveti ev sahibi ile daha önceden kararlaştırmış olamalılar ki evin sahibi bizi bahçe kapısında karşıladı. Babayiğit, efendi, misafirperver,çok çalışkan, çok becerikli ve ufku çok geniş biri olarak dikkatimi çekmişti. Sohbetimiz sırasında evinin o muhteşem bahçesini de kendi elleriyle dizayn ettiğini anlatmıştı. Doğrusu o davette her şey çok hoşuma gitmişti.

İşte o gün beni davete götüren dostum tanıştırmıştı bize ev sahipliği yapan bu Fethiye'li Ali Seydi KARAKAŞ dostumuzu.

Sevgili Ali Seydi KARAKAŞ Dostun bu güzel çalışmalarının diğer yörelerimize de örnek olmasını, özellikle de toprak kayması ile bilinen Arguvan'ımıza örnek olmasını diliyorum.

Teşekkürler başarılı insan Sevgili Ali Seydi KARAKAŞ Dost, teşekkürler yapılanları takdir eden Sevgili Yusuf ASLAN Dost.

----------------------------------------------

Not:
Erhan Yılmaz beyefendinin "Radyoarguvan" sitesinde yaptığı bu yorumundan dolayı kendisine teşekkür ederiz. Yusuf Aslan.
     
     
http://garipmirto.blogcu.com Yazan : Yusuf Aslan Şehir: Malatya / Fethiye Zaman : 03 Mart 2011 Persembe  
KİTAPLAR ARASINDA BİZDEN SESLER.?
Tarih; 18-01-2010 21;36

Okunma Sayisi ; 187

İzEdebiyat-yazarlar


Güzel Malatyamın eşsiz ilçe ve beldelerinden Arguvan ve Fethiyenin kıymetli ve güzide insanları, kendi içinizden o yanık bağrınızdan şimdiye kadar eşsiz ve çok kıymetli Şair, Yazar ve başarılı sanatçılar çıkardınız, halada vatana ve millete ellerinden gelen özveriyi hiç esirgemeden bütün bilgi ve birikimlerini veren böyle Şair, Yazar ve sanatçı çıkarmaya devam etmeye gayret göstermektesiniz, bu eşsiz ilçe ve beldelerimizden bende fethiyeli bir can olarak ( GARİPMİRTO ) Romanını yazmak suretiyle, o güzelim ellerin toprağıyla ve suyuyla karışıp hamur olmuş sessiz ve sade bir yurttaşınız olarak sessizce bir Roman Yazarı olarak içinizden çıkmış bulunmaktayım, her ne kadar roman yazmak için ben gayret ettimsede bir o kadarda kendi yöremin ve o güzel insanlarımızın bana aşıladığı edebiyatın güclü bir bağı ve eseri olarakda görüyorum, ve ayrıyeten İskenderunda Kültür ve Sanat derneğinin başkanı ve kitapevi sahibi kıymetli Kemal Düz beyefendi, işi gereği çeşitli kitapları ve ( GARİPMİRTO ) Romanı iskenderun yerel gazetede yayımladıktan sonra kendi sitesinde,de yayımlamıştır, bu vesile ile Kemal Düz beyefendiye selamlarımı yolluyor ve saygılarımı sunarım çok çok teşekkür ederim. ve siz kıymetli hemşehrilerimle, yayımlanmış olan bu paragraf’lara gelin hep birlikte bi göz atalım. şimdiden bütün hemşehrilerime sevgi ve selamlarımı yollar saygılar sunarım.

Yazar; Yusufaslan.

Malatya / Fethiye.
------------------

KİTAPLAR ARASINDA BİZDEN SESLER.?

İSLAMİYETİN ÖZÜ GERÇEK ALEVİLİK
“İslamiyetin Özü Gerçek Alevilik” isimli araştırma kitabını Ender Dağ yazmış, kapsamlı ve nitelikli bir kitap, çok sayıda kaynak kitaptan yararlanmış. Dağ, kitabını şu şekilde tanıttı bize;” Tarih boyunca biz Aleviler hakkında çok şey yazıldı. Yazılanların çoğu alevi olmayan kişilerin kaleminden çıktı. Yani Alevi olmayan yazarlar bazı kaynaklardan öğrendiklerini veya bazı kimselerden duyduklarını referans alarak Alevileri anlatmaya çalıştı… .İnsanlar bu yazıları okuduklarında ya da duyduklarında farklı tanıdı Alevileri, kimileri belki kin duydu Alevilere. Halbuki farklı inançlardan olan insanlar Alevileri doğru bir şekilde tanırsa söz konusu önyargılar ortadan kalkacaktır. Ama Aleviler kendilerini anlatmaya bir türlü fırsat bulamadılar. İşte bu kitap Alevileri, Alevilerin dilinden anlatmakta ve bu boşluğu doldurmayı amaçlamakta….İstedik ki hem Alevi kardeşlerimiz bilinçlenip inançlarını öğrensinler hem de bizi tanımak isteyen diğer kardeşlerimiz, bizi bu kitaptan tanısınlar….”

REENKARNASYONUN GERÇEKLİĞİ YENİDEN DOĞANLAR
“Reenkarnasyonun Gerçekliği Yeniden Doğanlar” kitabını Cevdet Rende yazmış. Rende şöyle tanıtıyor kitabını “ Gazetelerde seyrek aralıklarla da Adana, Hatay ve Mersin’i içeren güney kentlerimizde yeniden doğuş ile ilgili haberlere rastlarız. Bu iddialar genellikle genellikle Arap Alevi kökenli yurttaşlarımız tarafından dile getirilmektedir. Aklın ve bilimsel bir temele dayandırılan bilginin yeryüzünde bütün sorulara henüz kesin ve net yanıtlar veremediği bir dönemden geçiyoruz. Bilimsel bilgi aracılığıyla erişemediğimiz gizemli yanları var hayatın. Reenkarnasyonu da yeniden bedenlenme de bunlardan biridir. Eser, bizden bağımsız bir şekilde dünyayı anlama çabasına hizmet ediyor. Anlama ve dönüştürmek isateyenler için..”

GARİP MİRTO
“Garip Mirto” Yusuf Aslan tarafından yazılmış oldukça emek ve çabanın ürünü bir roman. Yusuf Aslan romanını neden yazdığını şöyle anlatmış kitabının önsözünde; “ Bir zamanlar bizim elde vardı bizim Garip Mirto” İsminden yola çıkarak bir ulvi insanın, dünyayı ve dünya insanlarını dünya görüşüyle yakından tanıma gayreti içinde oldum ve bir yaşam biçimini öğrenme şansını yakaladım ve açtıkça derinleşen bir konu bir dram olmaya başladı bende bu yolda yazmak suretiyle yolun sonunu yani bir ışık görünceye kadar yürümeye devam etmeye karar verdim.” Yazar Yusuf aslan. 1954 Malatya’ nın Fethiye köyü doğmuş. “Garip Mirto” da yazar doğduğu köy olan Fethhiye’nin tarihini ve Fethiyelilerin hayat hikayelerinin yanı sıra köy hayatını, emeği ve emekçiyi anlatmış. Kitabını Fethiye köylülerine adamış. Adana da dokuma tezgahlarında birikimlerini köyünün toprağı ile sentez yapmış. Akıcı su gibi bir roman yazmış, emek vermiş. Eline sağlık Yusuf Aslan. Başka eserlerini de bekliyoruz.

VE DİĞER KİTAPLAR
Hatay Tarihi Üzerine Makaleler –; Serdar Yılmaz Saraç
Şiir Gibi – Mehmet Beyazıt
     
Sayfalar: Birinci<<< 3 4 5 6 7 8 9 10 11 >>>

en iyi açık parfüm | açık parfüm | Parfüm | indir